5 Haziran 2008 Perşembe

KARAMAN EYALETİNDE SANCAĞA ÇIKARILAN OSMANLI ŞEHZADELERİ

KARAMAN EYALETİNDE
SANCAĞA ÇIKARILAN OSMANLI ŞEHZADELERİ

Mustafa YILDIRIMER


Osmanlılar, ilk idari teşkilatlanmanın görülmeye başladığı 1302 yılından itibaren (Başar, 1997: 6) Üçüncü Mehmed’in saltanatına (1595–1603) kadar hanedana mensup erkek çocuklarını devlet idaresinde yetişmeleri için bir sancağa yönetici olarak görevlendirmişlerdir. İmparatorluğun kuruluş ve yükselme dönemindeki padişahlarının tamamı sancakbeyliğinden yetişmiştir. Uygulama, ilk kurulan Sultanönü (Eskişehir) sancağına Orhan Bey’in sancakbeyi olarak atanmasıyla başlamış, 36 Osmanlı padişahından 12’si sancakbeyliğinden tahta çıkmıştır.
Genel olarak şehzade denilen padişah oğulları ile bunların oğullarının sancakbeyi olarak atanmalarına sancağa çıkarılma ve sancaktaki şehzadelere de çelebi sultan denilmiştir. Yaklaşık on, on beş yaşlarına gelen şehzadeler padişah fermanıyla gönderildikleri belli sancaklarda merkezdeki idari yapının minyatüründen oluşan bir “beylik” kurarlar (Alderson, 1998: 46), tecrübeli lalalarının ve annelerinin nezaretinde devlet işlerini öğrenirlerdi (Halaçoğlu, 2003: 5).

Şehzadeler diğer sancakbeyleri gibi bulundukları sancakta emniyet ve asayişten sorumlu idiler. Başlıca idari görevleri ise, tayinler ve görevden almalar, gerektiğinde görevlilerin gelirlerinin çoğaltılması veya azaltılması, dirlik ve tımar tevcihi, ekonomik hayatla ilgili düzenlemeler yapmaktı (Eroğlu, 2004: 162). Savaş halinde padişah babalarının emriyle ve yanında sefere katılır, fiilen komutanlık yaparak eğitilirlerdi. Şehzadeler bulundukları sancaklarda tam ve geniş bir muhtariyete sahip değillerdi. Diğer sancakbeyleri gibi hemen her konuda merkezin izin ve onayını almak zorundaydılar. İdari bakımdan merkezle sıkı sıkıya irtibat halinde oldukları gibi taht kavgalarına girişmemeleri için faaliyetleri kontrol altında tutulur, idari yetkilerin çoğu lalalarında bulunurdu (Taş, 2003: 663). Özellikle Birinci Selim (Yavuz, 1512–1520) döneminde sancakbeyi şehzadelerin aktif faaliyetleri frenlenmiş, lalaların idari fonksiyonları artırılmıştı (Eroğlu, 2004: 142).

Osmanlı şehzadelerine Selçuklu devrindeki gibi geniş yetkilerle büyük eyaletlerin valiliği (Beylerbeyiliği) verilmemiştir. Bazı zamanlar bir iki sancak asıl sancağa ilave olarak verilmiştir. Ayrıca, şehzadeler olağanüstü haller dışında ancak sancakbeyi derecesinde kalmışlar, yetkileri de kendi sancakları ile sınırlandırılmıştır. Ancak bu durumun istisnaları da olmuş, Fatih oğulları Mustafa’ya Karaman ve Bayezid’e Eyalet-i Rum Beylerbeyiliğini vermiştir. Ancak şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine Karaman eyaletine Cem sultan gönderilirken eyalet ifraz edilerek Beylerbeyiliğe Rum Mehmed Paşa atanmış, Cem Sultan sadece Konya sancakbeyi olmuştur (Taş, 2003: 659).

Şehzade sancaklarının gelir durumları şehzadelerin kendi aralarındaki derecelere göre değişir, bu gelirin miktarı padişahlığa yakınlık derecesine ve vazife sürelerine göre tespit edilirdi. Bu durum aynı zamanda sancağın konumunu belirliyordu (Taş, 2003: 661). Sancağa çıkarılan şehzadelerin parasal kaynağını tıpkı padişah için geçerli olduğu üzere kendilerine verilen haslar oluşturuyordu. Şehzade görev yaptığı sancağın bütün gelirlerine sahip olduğu gibi başka sancaklardan da gelir tahsis edilebiliyordu (Eroğlu, 2004: 91). Osmanlı devletinde ekonomik ve bürokratik sistemin temelini oluşturan hizmet=tımar yöntemi hanedanın şehzade üyelerine de uygulanmış, böylece merkezi devlet hazinesi büyük bir yükten kurtarılmıştı.

Şehzadeler sancaklarına daimi olarak kalmak üzere kalabalık bir maiyetle gittikleri için şehir ve kasabaların içinde değil, şehrin kenarındaki kendilerinin çadırlı mekânlarında otururlardı. Vazifelilerden başkası şehirli ile münasebette bulunamazdı (Uzunçarşılı, 1975: 671).

Şehzadelerin gönderilecekleri sancakların seçimine özel bir itina gösterilirdi. Sancak tespitinde bölgenin stratejik önemi, payitahta uzaklığı, sancak gelirinin büyüklüğü, hanedanın diğer mensupları ve devlet ricali ile ilişki kurabilme vasıtalarına sahip olma imkânları gibi pek çok husus göz önünde bulundurulurdu (Taş, 2003: 669). Şehzadeler, genellikle uç bölgelerine ve ele geçirilen beyliklerin merkezlerine, daha da önemlisi önemli bir tarih, kültür, medeniyet ve ticaret merkezi olan sancaklara gönderilirdi. Anadolu beyliklerinden alınan başlıca şehirler şehzade sancağı olmuş, Rumeli sancaklarına şehzade gönderilmesi 1385’den sonra yasaklanmıştı.

Şehzade çıkarılan bütün sancaklar ve özellikleri dikkate alındığında esas olarak; kuruluş dönemi şehzade sancakları (İnönü, Karacahisar, Söğüt, İzmit, İznik, Yenişehir); padişah olan şehzadelerin sancak beyliği yaptığı sancaklar (Konya /Karaman, Muğla /Menteşe, Kütahya /Germiyan, Manisa /Saruhan, Balıkesir /Karesi, Isparta /Hamideli, Antalya /Tekeeli, Aydın /Aydıneli, Amasya, Trabzon, Bolu, Tokat); ikinci dereceden şehzade sancakları (Sivas, Samsun /Canik, Kastamonu, Sinop, Çankırı, Çorum, Niğde, Akşehir, Şarkikarahisar/Şebinkarahisar) ve istisnai şehzade sancakları (Gelibolu, Semendire, Kefe, Midilli, Halep) olmak üzere dört guruba ayırmak mümkündür (Taş, 2003: 656–669). Bunlardan özellikle Kütahya, Amasya, Konya ve Manisa sancaklarına bey olan şehzadeler yetki bakımından diğer sancaklardan ve sancakbeylerinden farklı olmamakla beraber sembolik olarak müstakil bir hükümdar görünümünde idiler. Daha sonra şehzade gönderilen sancağın İstanbul’a olan mesafesi şehzadenin padişaha ve tahta yakınlığının bir göstergesi haline geldiğinden Birinci Süleyman’ın şehzadeliğinden itibaren Manisa sancağına gönderilmek bir şehzade için veliaht olarak tayin edilmiş olmak anlamını taşımıştır (Eroğlu, 2004: 110).

Karaman eyaletinin sancaklarına şehzade çıkarılmaya başlandığı 1467’den şehzadelerin sancağa çıkarılması usulünün terk edildiği 1595’e kadar imparatorlukta altı padişah değişmiştir. Bunlardan İkinci Mehmet (Fatih, 1451–1481) padişah olan şehzadelerin kardeşlerini öldürmeleri geleneğini saltanat kanunu haline getirmiş ve üç oğlunu, İkinci Bayezid (Veli, 1481–1512) sekiz oğlunu ve yedi oğlunun oğlunu, Birinci Selim (Yavuz, 1512–1520) tek oğlu Süleyman’ı, Birinci Süleyman (Kanuni, 1520–1566) dört oğlunu ve bir oğlunun oğlunu sancağa göndermiştir. Bu uygulamanın Karaman eyaletinde 1561’de sona ermesinden sonra İkinci Selim (Sarı, 1566–1574) sadece en büyük evladın sancağa çıkarılması usulünü getirmiş ve altı oğlundan en büyüğü Murad’ı, Üçüncü Murad (1574–1595) yirmi oğlundan en büyüğü Mehmed’i sancağa göndermiştir. Sancaktan gelen son padişah Üçüncü Mehmed (1595–1603) olmuş, artık yetişkin şehzade bulunmadığından şehzade sancaklığıyla birlikte şehzadelerin sancağa çıkarılma usulü de fiilen tarihe karışmıştır (Uzunçarşılı, 1975: 679). Bundan sonra, veliaht olan büyük şehzadeye Anadolu’da ismen bir sancak verilerek şehzade bizzat sancağa gönderilmemiş, yerine bir mütesellim atanmıştır. 1648’den itibaren bu usul de kaldırılarak şehzadeler sarayda inziva hayatı yaşamaya başlamışlardır.

Karamanoğulları beyliğinin ortadan kalkması üzerine burası önce şehzade sancağı, daha sona beylerbeyilik (eyalet, vilayet) olarak teşkilatlandırılmıştır. Padişah Sultan İkinci Mehmed’in kumandasındaki Osmanlı ordusu 1466/1467 yılında Karaman beyliğinin merkezi olan Konya’yı almış ve Karaman iline Manisa sancakbeyi olan şehzade Mustafa vali olarak tayin edilmiştir (Uzunçarşılı, tarih yok, c:2, 90). Böylece Karaman eyaletinin sancaklarına şehzade çıkarılması ve Konya’nın şehzade sancaklığı başlamış, 1561 yılında Konya sancakbeyi şehzade Selim’in Kütahya’ya ve Akşehir sancakbeyi şehzade Murad’ın Amasya’ya tayin edilmesiyle Karaman eyaleti sancaklarında şehzade yönetimi sona ermiştir. Karaman, fethiyle birlikte beylerbeyi atanan ve şehzadenin sancakbeyi değil de beylerbeyi olarak atandığı istisnai bir örnektir.

Şehzadelerin sancaklarda görevlendirildiği 1467–1561 yılları arasındaki dönemde Karaman eyaletinde sadece Konya, Akşehir ve Beyşehir sancaklarına şehzade gönderilmiştir. Akşehir ve Beyşehir sancaklarına birer kez ve torun şehzade atanmış, bazı kaynaklarda Beyşehir’deki sancakbeyi şehzade Niğde sancağında gösterilmiştir. Bu dönemde Konya, Beyşehir ve Niğde Karaman eyaletinin daimi sancakları olduğu halde Akşehir’in sancaklığı kesintiye uğramış ve zaman aralıklarıyla devam etmiş, tımar ve zeametleri Konya sancağına bağlanmıştır. Konya, padişah oğullarının atandığı birinci derecede, Akşehir ile Beyşehir (ya da Niğde) ise padişahların oğullarından olan erkek torunlarının atandığı ikinci derecede şehzade sancağı olmuştur.

Karaman Beylerbeyiliğinin / eyaletinin ilk kurulduğu 1468’de Konya paşa sancağı olmak üzere, Beyşehri, Aksaray, Silifke (İç İl), Niğde ve Kayseri olmak üzere altı sancağı bulunmaktaydı (Akgündüz, 1990: 306). Başlangıçta Akşehir bölgesi hemen sancak haline getirilmemiş, önceden var olan tımar ve kadılık sistemi ile yerel beylerin idaresi Konya sancağına bağlı olarak uygulanmaya devam edilmiştir. Sultan İkinci Bayezid’in padişahlığının (1481–1512) ilk yıllarında sancak haline getirilmiş ve şehzade Abdullah’ın tasarrufuna verilmiştir (Erdoğru, 1990:128). Akşehir’in daha sonra, 1525 yılında sancak haline getirildiği de belirtilmektedir (Akgündüz,1993: 52). Akşehir’den sancak olarak söz eden en eski tahrir kaydı 1518 tarihlidir. Ayrıca, aynı dönemde Konya’nın eyalet (beylerbeyilik) merkezliği yani paşa sancaklığı birkaç defa değişikliğe uğramıştır. Karaman eyaletinde 1518’de beylerbeyilik merkezi yani liva-i mir-i miran Konya iken 1523’de Kayseri olmuş, 1562/3 yılına kadar böyle sürmüştür (Ergenç, 1995: 184).

Karaman eyaletinin sancaklarına gönderilen şehzadeler Osmanlı seferlerinin hepsine katılmamışlar, sadece şehzade Mustafa 1473’deki Otlukbeli savaşında bulunmuştur. Şehzade Bayezid, babası Sultan Süleyman’ın 1548’deki İran seferinde Karaman valisi olarak padişahı Akşehir’de karşılayıp el öpmüş, padişahın 1553 yılındaki seferinde yine Konya valisi olarak Rumeli muhafazasına gönderilmiştir. Padişah sefere çıktığında sefere götürmediği vali olan oğullarına kendi sancaklarının dışındaki sancakları da isim zikrederek bırakırdı (Uzunçarşılı, 1975: 671).

Karaman eyaletinin merkezi olan Konya sancağı ile eyaletin diğer Akşehir ve Beyşehir (ya da Niğde) sancaklarında sancakbeyliği yapan şehzadeler şunlardır:

1) Şehzade Mustafa (1466–1474 Konya)

Fatih Sultan Mehmed’in ortanca oğlu şehzade Mustafa, Manisa sancakbeyi iken katıldığı babasının Karaman seferi sonunda 1466’da Konya alınınca burada vali olarak bırakılmış, yerine Bayezid’in büyük oğlu Abdullah gönderilmiştir. Babasının sağlığında 1474’de vefat edince yerine dokuz yaşından beri Kastamonu sancakbeyi bulunan 15 yaşındaki Şehzade Cem Karaman valiliğine tayin edilmiştir (Uzunçarşılı, tarih yok: cilt :2, 163). Şehzade Mustafa, 1472’de babası tarafından orduya serdar tayin edilerek lalası Gedik Ahmet Paşa ve Anadolu beylerbeyi Davut Paşa ile birlikte Akkoyunlu ordularının üstüne yürümüş ve Beyşehir doğusundaki Kıreli’de yapılan savaşı kazanmıştır. Yine Konya sancakbeyliği sırasında padişah babasının emriyle Gedik Ahmet Paşa ile birlikte İç-İl taraflarını ele geçirdi (Eroğlu, 2004: 151).

2) Şehzade Cem (1474–1481 Konya)

Fatih Sultan Mehmed’in 1459’da doğan küçük oğlu Cem Sultan Kastamonu sancakbeyi iken 1474’de Karaman valiliğine atanmıştır. Cem Sultan sadece Konya sancakbeyi olmuş, Karaman Beylerbeyiliği Rum Mehmed Paşa’ya verilmiştir (Taş, 2003). Büyük kardeşi Bayezid’in 1481’de padişah ilan edilmesi üzerine giriştiği saltanat mücadelesini kaybetmiş ve kaçmak zorunda kalmıştır. Şehzade Cem’in Karaman umumi valisi olduğu ve dört yıl kadar Larende’de (Karaman) oturduğu da belirtilmektedir (Konyalı, 1970: 422).

3) Şehzade Abdullah (1481–1483 Konya, Akşehir)

Cem’in Mısır’a kaçması üzerine Karaman valiliği büyük babası Fatih Sultan Mehmed zamanında 1481 Temmuzunda Bayezid’in oğlu ve Manisa (Saruhan) sancakbeyi olan Şehzade Abdullah’a verilmiş ve onun yerine Manisa’ya Şehzade Şehinşah gönderilmiştir (Emecen, 1989: 29). Şehzade Abdullah, Önce Manisa’ya, sonra 1470 yıllarında Trabzon’a ve daha sonra 1479’da tekrar Manisa’ya ve 1481’de Konya’ya sancakbeyi olmuştur. Karaman valisi iken Akşehir Sancağı da tasarrufundaydı (Erdoğru, 1990: 128). Babasının sağlığında 1483’de vefat etmiştir. Şehzade Abdullah Konya sancakbeyi iken lalası Hadım Ali Paşa aynı zamanda Karaman beylerbeyiydi (Uzunçarşılı, tarih yok: c:2,166).

Karaman valisine 1765 yılında (Zilhicce 1178) gönderilen ve “Akşehir'de Şehzade Sultan Abdullah bini Bayezid bini Fatih'in ihya eylediği zaviye evkafından olan bağ ve bahçeye fuzuli müdahalenin men’ini” emreden ferman, şehzadenin Akşehir’de önemli faaliyetleri bulunduğunu göstermektedir.

4) Şehzade Şehinşah (1483/1490 -1511, Konya)

Sultan İkinci Bayezid’in sekiz oğlundan 1464’de Manisa’da doğan Şehinşah, dedesi İkinci Mehmet tarafından önce Menteşe sancağına gönderilmiş (Eroğlu, 2004: 123), 1481’de babasının tahta çıkması üzerine Manisa sancakbeyi olmuş, 1483’de ağabeyi Konya sancakbeyi Abdullah’ın ölümü üzerine Manisa’dan Konya’ya tayin edilmiş (Alderson, 1998: 53)[1] burada 1511 yılında eceliyle vefatı üzerine yerine Beyşehir’deki oğlu Mehmed verilmiştir. Şehzade Şehinşah’ın Konya valisi iken Beyşehir sancağından has gelirlerine sahip olmasından buranın da kendisine verildiği, Konya ile birlikte Beyşehir’i de yönettiği anlaşılmaktadır. 1500 yıllarında Şehinşah Karaman valisi, oğlu Mehmed Şah Beyşehir sancakbeyi bulunuyordu. (Uzunçarşılı, tarih yok, c:2, 109) Şehzade Şehinşah zamanında Karaman beylerbeyi Karagöz Mehmet Paşa idi (Behlülgil, 1992:79, Eroğlu, 2004: 152).

5) Şehzade Mehmed Şah (1500–1511 Beyşehir, 1511–1513 Konya)

Şehzade Mehmed Şah, İkinci Bayezid’in torunu ve Şehzade Şehinşah’ın oğlu olup Beyşehir ya da Niğde sancakbeyi iken (Uzunçarşılı, 1975: 678, Taş, 2003: 660, Eroğlu, 2004: 123, 150), Konya sancakbeyi olan babasının 1511’de eceliyle vefatı üzerine yerine atanmış ve 1513’de Bursa’da katledilene kadar Konya’da görev yapmıştır. Şehzade Mehmed Şah’ın 1501’de Balıkesir (Alderson, 1998: 53) ve daha sonra Niğde sancakbeyi olduğuna dair bilgiler de bulunmaktadır.

Konya sancağına hanedan dışından ilk atama 1513 yılında yapılmıştır. Gönderildiği Şahkulu isyanında 1511’de öldürülen Haydar Paşa, Karaman Beylerbeyi idi. 1514’de ise Karaman valisi (beylerbeyi) Hemdem Paşa olup Yavuz Sultan Selim’in İran seferi sırasında 1514 Temmuz’unda öldürülmüş ve yerine ümeradan Zeynel Bey Karaman beylerbeyi tayin edilmişti. Aynı sefer sırasında Diyarbakır ve Mardin alındığında (1517) Konya beylerbeyi Hüsrev Paşa idi (Uzunçarşılı, tarih yok, cilt:2, 231, 246, 252, 274). Konya, 1542’de şehzade Selim’in buraya tayinine kadar hanedan dışından atanan sancakbeylerinin idaresinde kalmıştır.

1518’de Konya Liva-i miri miran (paşa sancağı) idi. Yani Konya sancağı doğrudan doğruya beylerbeyinin yönetimi altında bulunmaktaydı. 1522’de Konya sancakbeyi Mahmud Bey olup (Erdoğru, 2006: 97) 1522–25 tarihleri arasında Karaman beylerbeyi Lütfi Paşa iken Konya sancakbeyi Mehmed Bey; 1526’da Karaman beylerbeyi Hürrem Paşa, 1527’de Karaman beylerbeyi Mahmud Paşa (Uzunçarşılı, tarih yok, cilt:2, 347),[2] 1562–1563 yılında da Karaman beylerbeyi Ahmed Paşa iken Konya sancakbeyi Kasım Bey’dir. 1522 yılından 1562–1563 yılına kadar Paşa sancağı Kayseri olmuştur (Ergenç, 1995: 184).

1527’de Karaman vilayeti; Konya, Kayseri, İçil, Niğde, Beyşehri, Aksaray ve Maraş sancaklarından oluşmaktaydı (Kunt, 1978: 128). Akşehir bu listede sancak olarak belirtilmemiştir. Konya eyalet merkezi olup mirimiran Mahmud Bey’dir ve Kayseri beyliği boştur.

Kanuni Sultan Süleyman 1515’de Manisa’da doğan büyük oğlu şehzade Mustafa’yı 17 yaşında iken 1533 Şubatında Manisa’ya, buradan 1541’de Amasya’ya göndermişti (Emecen, 1989: 33). Şehzadenin, 1553’de Konya Ereğli’sinde öldü(rüldü)ğünde Karaman valisi (Uzunçarşılı, tarih yok, cilt:2, 402) ya da Amasya valisi bulunduğu da belirtilmektedir (Uzunçarşılı, 1975: 665).

6) Şehzade Bayezid (1544–1550 Konya, Akşehir)

Şehzade Bayezid, 1544 Mart’ında Konya’ya atanmış ve Akşehir sancağına da tasarruf etmiş, 1550 Nisan’ında buradan Kütahya’ya tayin edilmiş (Emecen ve Şahin, 1998: 70, 118), 1558 yılına kadar da burada kalmıştır. Şehzade Bayezid, Karaman valisi olarak babası Sultan Süleyman’ın 1548’deki İran seferinde padişahı Akşehir’de karşılayıp el öpmüştür. Karaman beylerbeyi Piri Paşa da bu sefere katılmış ve Van kalesinin fethiyle görevlendirilmişti. 1550 Nisan’ında Konya sancağına Kocaeli sancağından Mehmed Bey tayin edilmiş ve 1551 Mart’ına kadar burada görev yapmıştır. Bu sırada Karaman Beylerbeyiliğine 1549 Şubat’ında Diyarbekir beylerbeyi Mehmed Paşa, 1550 Kasım’ında Haleb beylerbeyi Osman Paşa atanmış ve bunlar Kayseri’de oturmuşlardır (Emecen ve Şahin: 110). Şehzade Bayezid’in Kütahya’ya atanması üzerine tasarrufundaki Akşehir Sancağına da 1550 Haziran’ında Hüseyin Bey Kuds-i Şerif’ten (Kudüs) tayin edilmiş, 1551 Ekim’inde Akşehir sancakbeyi bulunan Melek Süleyman Bey Sultanönü (Eskişehir) sancağına atanmıştır.

7) Şehzade Selim (1542- 1544, 1558–1562 Konya)

Kanuni Sultan Süleyman’ın diğer oğlu Selim, 18 yaşına girdikten sonra ilk olarak 1542’de Konya’ya gönderilmiş (Emecen, 1998: 33), Saruhan (Manisa) sancakbeyi Şehzade Mehmed’in Kasım 1543’de vefatı üzerine buraya sancakbeyi olmuş, 1558 Eylül’ünde Manisa’dan tekrar Konya’ya naklolunmuş, buradan 1562’de Kütahya sancağına tayin edilmiştir. Mart 1562’de Akşehir sancakbeyi tayin edilen oğlu Murad on sekiz yaşında babasının yerine Manisa sancakbeyi olmuştur (Uzunçarşılı, 1975: 666). Karaman beylerbeyi ise 1559–60 yılında Ferhad Paşa, 1562–1564 yıllarında Ahmed Paşa’dır (Ergenç, 1995: 65).

8) Şehzade Murad (1558 – 1562, Akşehir)

Sultan Süleyman’ın oğlu Manisa Valisi İkinci Selim’in şehzadeliğinde Temmuz 1546’da Manisa’da doğan oğlu Murad, büyük babası zamanında on yaşına girdiğinde 21 Eylül 1556’da Aydın-ili sancağına, babasının Karaman’a nakli üzerine 1558’de Akşehir sancağına tayin edilmişti. Şehzade Murad, 1561’de Kütahya’dan Amasya’ya nakledilen şehzade Bayezid’in yerine babası Selim’in tayin edilmesi üzerine 18 yaşında iken 1562 Mart’ında babasından açılan Manisa’ya gönderilmiş (Uzunçarşılı, 1975: 678, Emecen, 1989: 34), buradan da tahta çıkmıştır.

Şehzade Murad, Akşehir’den gönderildiği Manisa’da sancağın idari işlerine pek karışmamış, idari işleri lalaları vasıtasıyla yürütmüştür. Şehzade vaktini Manisa yaylalarında geçirmiş, zengin ve rahat bir hayat sürmüştür (Emecen, 1998: 35). Bu alışkanlıkları ve hayatı Akşehir’de edinmiş ve de yaşamış olmalıdır.

Karaman eyaletinin merkezi (paşa sancağı, liva-ı mir-i miran), Konya ile Kayseri arasında birkaç defa değiştirilmiştir. Aynı şekilde Anadolu eyaletinin merkezi de Kütahya ile Ankara arasında değiştirilmiş, Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeleri Bayezid ve Selim’in Kütahya’yı idare ettikleri 1550–1558 ve 1562–1566 seneleri arasında Anadolu beylerbeyi Ankara’da oturmuştur. Beylerbeyilik merkezi (paşa sancağı) olan şehirlerde sancakbeyi olarak şehzade bulunması halinde Beylerbeyilerin başka sancakta oturduğu görülmektedir. Muhtemelen sancakbeyinin bir şehzade olduğu livalarda, bu şehzade beylerbeyini yok sayma eğiliminde olmuştur (Beldicenau, 1985: 74). Bu nedenle şehzadelere verilen sancakların eyaleti ile ilişkisi kesilmiştir (Behlülgül, 1992:78). Karaman eyaletinin merkezi olan Konya’nın 1467–1513 ve 1542–1561 tarihleri arasında sancakbeyi olarak atanan şehzadelerin idaresinde bulunduğunu ve 1522–1562 yılları arasında Karaman beylerbeyinin Kayseri’de oturduğunu gösteren pek çok belge bulunmaktadır. Buna karşılık aynı zamanda şehzade ile beylerbeyinin aynı şehirde bulunduğunu belirten kayıtlar da mevcuttur. Şehzadelerin Konya’da bulunduğu dönemin tamamını kapsamasa da belgelere göre 1523’de Karaman eyaletinin paşa sancağı Kayseri yapılmış (Akgündüz, 1991:306), bu durum 1562 yılına kadar devam etmiştir. 1522’de Karaman beylerbeyi Şadi Paşa iken Konya sancakbeyi Mahmud Bey (Erdoğru, 2006: 28), 1522–25 yılları arasında Karaman beylerbeyi Lütfi Paşa iken Konya sancakbeyi Mehmed Bey, 1562/3 yılında da Karaman beylerbeyi Ahmed Paşa iken Konya sancakbeyi ise Kasım Bey’dir (Ergenç, 1995:184). Kanuni Sultan Süleyman’ın 1548 yılındaki İran seferine Karaman beylerbeyi olarak Piri Paşa katılmış ve Van kalesinin fethine görevlendirilmişti. Bu dönemde beylerbeyiler belli bir bölgenin idarecisi olmak yerine bütün ordu işlerinden sorumlu bir komutan hüviyetindeydiler. Eyalet içinde yalnız kendi sancağının idaresinden mesul tutulmuşlardır (Halaçoğlu, 2003: 85, Uzunçarşılı, tarih yok: c:1, 503).

Karaman eyaleti sancaklarına gönderilen şehzadelerin bu bölgelerdeki ve sancak merkezi olan şehirlerdeki faaliyetleri hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. Örneğin Manisa’daki gibi kalıcı eserler yaptırdıklarını görmüyoruz. Bu durum şehzadelerin bu sancaklarda görev yaptıkları sürenin kısalığının yanında gelirlerinin yüksek olmasına rağmen masraflarını karşılamakta yetersiz kalmasının bir sonucu olmalıdır (Eroğlu, 2004: 95).

Karaman eyaletinin sancaklarından tahta çıkan şehzade olmamıştır. Sancaktan tahta çıkan on bir şehzadeden dördü Manisa’dan, üçü Amasya’dan, ikisi Kütahya’dan, diğerleri de Bursa ve Semendire’den gelerek tahta oturmuştur (Eroğlu, 2004:118). Osmanlı padişahlarından İkinci Bayezid (Veli, 1481–1512), Birinci Selim (Yavuz, 1512–1520) ve Üçüncü Murad (1574–1595) şehzadeliklerinde Karaman eyaleti sancaklarında görev yapmışlardır. Akşehir ve Beyşehir sancakları zaman zaman Konya’daki şehzadelerin yönetimine verilmiştir. Buralara birer kez ve torun şehzade atanmış, bu görevleri sırasında şehzade babaları da Konya sancağında bulunmuş ve babalarının yerine Konya’ya tayin edilmişlerdir.


KAYNAKÇA

AKGÜNDÜZ, Ahmet (1990), Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki
Tahlilleri, 1. Kitap, Osmanlı Hukukuna Giriş ve Fatih Devri Kanunnameleri, İstanbul.
AKGÜNDÜZ, Ahmet (1993), Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki
Tahlilleri, 6. Kitap, İstanbul.
ALDERSON, A. D. (1998), Türkçesi: Şefaattin Severcan, Osmanlı
Hanedanının Yapısı, İstanbul.
BAŞAR, Fehameddin (1997), Osmanlı Eyalet Tevcihatı (1717–1730),
Ankara.
BEHLÜLGİL, Mefahir, (1992), İmparatorluk ve Cumhuriyet
Döneminde İllerimiz, İstanbul.
BELDİCENAU, Nicoara (1975), çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay, XIV.
Yüzyıldan XVI. Yüzyıla Osmanlı Devletinde Tımar, Ankara.
EMECEN, Feridun M. Ve ŞAHİN, İlhan (1998), Osmanlı Taşra
Teşkilatının Kaynaklarından 957–958 (1550–1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri, TTK, Belgeler, cilt: XIX, sayı:23, Ankara,
EMECEN, Feridun M. (1989), XVI. Asırda Manisa Kazası, TTK yayını,
Ankara.
ERDOĞRU, M. Akif (1990) Akşehir Sancağındaki Dirliklerin III.
Murad Devrindeki Durumu ve 991/1583 tarihli Akşehir Sancağı İcmal Defteri, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi Ankara, 127–161.
ERDOĞRU, Akif (2006), Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı
(1522–1584), İstanbul, 2006
ERGENÇ, Özer (1995), Osmanlı Klasik Dönemi Kent Tarihçiliğine Katkı
XVI. Yüzyılda Ankara ve Konya, Ankara.
EROĞLU, Haldun (2004), Osmanlı Devletinde Şehzadelik Kurumu,
Akçağ Yayınları, Ankara.
HALAÇOĞLU Yusuf (2003), XIV-XVII. Yüzyıllarda Osmanlılarda
Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, Ankara.
TAŞ, Kenan Ziya (2003), Klasik Dönem Devlet İdaresinde Osmanlı
Şehzadeleri ve Şehzade Sancakları, Prof. Dr. Kazım Koparman’a Armağan Editör: E. Semih Yalçın, s: 656-669, Ankara.
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı (1975), Sancağa Çıkarılan Osmanlı
Şehzadeleri, Belleten, cilt:XXXIX, Ekim 1975, sayı:156, 659-697.
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı (tarih yok), Büyük Osmanlı Tarihi,
Cilt: I, II, III, Türk Tarih Kurumu yayını, Ankara.


[1] Feridun M. Emecen Şehzade Şehinşah’ın en erken 1490 yılında Manisa’dan ayrılmış olabileceği görüşündedir. Bkz., F. M. Emecen, XVI. Asırda Manisa Kazası, Ankara, 1989, s:29-30.
[2] Karaman beylerbeyi Hürrem ve Mahmut Paşalar Bozok ve Maraş yöresindeki isyanların bastırılması sırasında öldürülmüşlerdir.

Hiç yorum yok: